Tarım ve gıda sektöründe kaynak verimliliğini artırmayı, üretim kayıplarını azaltmayı ve sürdürülebilir üretimi desteklemeyi amaçlayan biyoçözümler, Türkiye ekonomisi için önemli bir potansiyel taşıyor. Enzimler, mikroorganizmalar ve fermantasyon teknolojilerinden yararlanan biyolojik çözümler; tarımsal üretimden gıda sanayisine, hayvan beslemeden enerji üretimine kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Danimarka merkezli biyoteknoloji şirketleri Novozymes ve Chr. Hansen’ın 2024 yılında birleşmesiyle kurulan Novonesis, 30’dan fazla sektörde geliştirdiği teknolojilerle kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağlamayı hedefliyor. 
Biyoçözümler Tarımda Verimliliği Artırmayı Hedefliyor
Türkiye’de iklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı, artan üretim maliyetleri ve gıda kayıpları, tarım ve gıda sektöründe yenilikçi teknolojilerin önemini artırıyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında tahıl üretimi yüzde 12,3 azalarak 34,2 milyon tona, buğday üretimi ise yüzde 13,7 gerileyerek 17,9 milyon tona düştü. Bu koşullarda biyolojik tarım girdileri, bitkilerin besin maddelerinden daha etkin yararlanmasına ve uygun koşullarda stres yönetimine destek olabiliyor. Gıda sanayisinde kullanılan enzimler ve seçilmiş kültürler ise ekmekte tazeliğin korunmasından süt ürünlerinde kalite ve raf ömrü yönetimine kadar farklı alanlarda değerlendiriliyor. Novonesis’in küresel tahminlerine göre FreshQ® kültürleri, dünya genelinde her yıl yaklaşık 80 bin ton, diğer bir ifadeyle 480 milyon kap yoğurdun israf edilmesini önlemeye yardımcı oluyor.

Türkiye Ekonomisine 2035’e Kadar 10,8 Milyar Avroluk Katkı Potansiyeli
Biyoçözümlerin Türkiye ekonomisine sağladığı katkının önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artabileceği öngörülüyor. Biyoçözümlerin Değeri (Value of Biosolutions) Türkiye çalışmasına göre sektör, bugün yaklaşık 4 milyar avroluk ekonomik üretim değeri oluştururken 28 bin kişilik istihdamı destekliyor. Uygun yatırım ve politika koşullarının sağlanması halinde bu değerin 2035 yılına kadar 10,8 milyar avronun üzerine, desteklenen istihdamın ise 75 bin kişinin üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor. Biyoteknolojik uygulamalar yalnızca tarım ve gıdayla sınırlı kalmıyor; organik atıkların değerlendirilmesi, biyogaz ve biyometan üretim süreçlerinin geliştirilmesi ve endüstriyel kaynak verimliliğinin artırılması gibi alanlarda da yeni fırsatlar sunuyor.

Novonesis Türkiye’de Biyoteknoloji ve Sürdürülebilir Üretime Odaklanıyor
Türkiye’deki faaliyetlerinin geçmişi 1982 yılına uzanan Novonesis, küresel araştırma ve geliştirme birikimini yerel üreticilerin ihtiyaçlarıyla buluşturuyor. Şirketin Türkiye’deki İnovasyon ve Teknoloji Merkezi, özellikle ekmekçilik ve süt ürünleri alanında laboratuvar testleri, ürün geliştirme ve üretim süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyor. Biyolojik çözümlerin yaygınlaşmasında doğru ürün seçimi, saha koşullarına uygunluk, ölçülebilir performans ve maliyet-fayda analizleri belirleyici önem taşıyor. Kamu, araştırma kuruluşları ve üreticiler arasındaki iş birlikleriyle desteklenecek biyoteknolojik uygulamaların, Türkiye’nin tarımsal verimliliğini artırma, gıda israfını azaltma ve sürdürülebilir üretim kapasitesini güçlendirme potansiyeli bulunuyor.

Gıda İsrafıyla Mücadelede Biyoteknolojik Çözümler Öne Çıkıyor
Gıda kayıplarının azaltılması ve mevcut kaynakların daha verimli kullanılması, biyoçözümlerin öne çıktığı alanlar arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) 2023 yılına ilişkin tahminlerine göre dünya genelinde gıdanın yüzde 13,3’ü hasat sonrası ve perakende öncesi aşamalarda kayboluyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programının (UNEP) 2024 Gıda İsrafı Endeksi Raporu ise 2022 yılında perakende, yeme-içme hizmetleri ve hanelerde toplam 1,05 milyar ton gıdanın israf edildiğini ortaya koyuyor. Bu tablo karşısında enzim ve fermantasyon teknolojileri, gıda ürünlerinin tazeliğinin korunması, üretim süreçlerindeki kayıpların azaltılması ve organik yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesi açısından önem kazanıyor. Biyoteknolojik uygulamaların yaygınlaşması, gıda sektöründe sürdürülebilir üretim modellerinin geliştirilmesine ve kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağlama potansiyeli taşıyor.


