Tarımsal Mekanizasyon ve Risk Yönetimi

Önce İnsan… Sonra Makine…

Tarım sektöründeki çalışmaları ve gerçekleştirdiği eserlerle tanınan Tanfer Dinler ile sizi ilk sayımızda buluşturmuştuk. Kendisini “Tarıma hizmet edenlerin hizmetkarı” olarak tanıtan Dinler ile yaptığımız söyleşiye kaldığımız yerden devam ediyoruz.

AgroWorld – “Tarım Makinalarının Eğitimi ve Üretimi” konularındaki çalışmalarınızdan sonra “Tarımda risk Yönetimi” konusunda yarım asrı kapsayan çok değerli çalışmalarınızı bir kısmını ilk sayımızda okuyucularımıza aktarmıştık. Geliştirdiğiniz “Tarım Sigortaları Türkiye Modeli”ni, mimarı olduğunuz TARSİMe devrettikten sonra “Devlet Destekli Tarım Sigortaları” uygulamaya girmesi ile çiftçinin mallarını güvenceye alan sistemlerin kuruluşunu tamamladığınızı görüyoruz. Son altı yıldan beri “Devlet Destekli Tarım Sigortası” ile ürünlerini ve hayvanlarını sigorta ettiren çiftçilerin sigorta primlerinin yarısı devlet tarafından karşılanmakta, tarım sigortası yeni teminatlarla çiftçinin mallarını güvence altına almakta. Yıllar önce hayallerim demiştiniz. Hayalleriniz gerçekleşti. Sizin misyonunuzun “Tarım fakat önce insan” şeklinde olduğunu bilenler bu kez de çiftçilerin canlarını güvenceye alan sistemleri kurarak yeni bir dönemi başlattığınızı konuşuyorlar. Hayalleriniz bitmedi mi? Yeni dönemde amacınız ve hedefiniz ne?

Tanfer Dinler – Evet hayallerim demiştim ama ardından da “büyük hayalleriniz küçük beklentilerle ve zamanla gerçekleşir” diye eklemiştim. Her şeye rağmen hayallerimin büyük bir kısmı gerçekleşti. Çiftçinin mallarını güvenceye alan sistemleri kurduktan ve Tarımsal bilişim adına hem tarım hem de sigorta sektörlerinde dünyadaki ilk uygulama olan otomasyon sistemlerini de TARSİM’e devrettikten sonra hayallerimizin büyük bir bölümü gerçekleştiğini söyleyebilirim. Söz verdiğimiz gibi son dört yıldır da çiftçi ve ailesinin canlarını güvenceye alacak sistemleri kurmak için çıktığımız yolda yürüyoruz.

AW – Hangi gerekçelerle yola çıktınız hedefiniz bu kez neydi?

TD – Gerekçemiz çok basitti. Hepimizin bildiği ancak üzerinde yerince durmadığımız bir konu vardı. Kanayan bir yara dersek tam tanımlamış oluruz. Çünkü köyünde, evinde ve arazide çalışırken kaza riskleri ile karşı karşıya kalan çiftçilerimiz bu kazalar sonucunda yaralanmakta hatta yaşamlarını yitirdiğini hepimiz biliyoruz. Çiftçinin yaşam kaybı sonrasında ailesi ve genellikle kadınlarımız sosyal ve ekonomik risklerin altında ezilmekte, aile ve toprak parçalanmakta, tarım sürdürülebilir olmaktan çıkmakta. Peki biz bunu engellemek için ne yapıyoruz?

Bu kadar olumsuz etkisi olan kaza riskleri karşısında çiftçinin ve ailesinin canlarını güvenceye alacak şekilde, kazalar sonucunda tedavilerini sağlayacak, yaşamlarını kaybettiğinde arazinin ve ailenin parçalanmasını önleyecek ve tarımı sürdürülebilir kılacak sistemlerin kurulmasının bir zorunluluk olduğu inancındaydık. En azından sokaktaki vatandaş olarak sosyal bir sorumluğu paylaşabilir, yaşamı güvence altına alacak sistemleri kurulmasında küçük katkılar sağlayabilirdik. Bu görüşle yola çıktık. Bunun ilk adımlarını  “Çiftçi Kaza Sigortası” projemiz ile attık. 2007 yılında hazırladığımız projemizi Tarım Kredi Kooperatifleri ortağı olan çiftçiler için “Ortak Kaza Sigortası” adı altında yaşama geçirdik. 5 yılda 1 milyon çiftçinin kaza risklerine karşı güvence altına alınmasını sağlayacak şekilde sistemlerin kurulması hedeflenerek öncelikle çiftçinin alabileceği kadar ucuz, fakat buna rağmen her türlü kazayı içerecek kadar çok kapsamlı ve yaraları saracak ölçüde yüksek teminatlı olarak hazırladığımız “Çiftçi kaza sigortası” uygulaması başlatıldı. Çiftçi kaza sigortasının bu özellikleri ile dünya genelinde bir ilk olduğunun da altını çizmek isteriz.

AW – Bu sistemin özellikleri, projeleriniz ve nasıl yaşama geçirdiğinizle ilgili detay bilgileri ilerde sizden alacağız. Bu gün sizden kırsal alanda, köylerde gece yarıları yaptığınız bizim gece eğitimi sizin ise “Bilgi Paylaşımı ve Farkındalık Yaratma” olarak tanımladığınız bilinçlendirme toplantılarında anlattığınız şekilde, çiftçilerin karşı karşıya olduğu riskler meydana gelen kazalar ve bunların makinelerle olan ilişkileri hakkında okuyucularımıza bilgi verir misiniz?

TD – İstatistiklerimiz Türkiye’de her yıl çalışan işgücünün yüzde 3’ünün kaza geçirdiğini, sektörel dağılımına bakıldığında ise ilk sırayı madencilik ve taşocaklığı aldığını, bu sektörü yüzde 7,7 ile elektrik, gaz ve su sektörünün izlediğini göstermektedir. Bu iki sektörü yüzde 5,2 ile imalat sektörü, yüzde 4,6 ile inşaat sektörü ve yüzde 3,7 ile taşımacılık, haberleşme ve depolama sektörü izlemektedir.

Çok ilginçtir ki tarım sektöründe iş kazası geçirenlerin oranı sadece yüzde 1,9’dur. Tarımdaki iş gücünün ağırlıklı sosyal güvenlik kapsamının dışında olduğu bu nedenle kaza istatistiklerinin içerisinde gerçek anlamda temsil edilemediği, tarlasına gitmek üzere traktörü ile çıktığı karayolunda meydana gelen kaza da “tarım sektörü iş kazası olarak” kayda girmediğinden önce çiftçi kazalarına ilişkin gerçek verilerin elde edilmesi gerekmektedir.

Mevcut veriler ışığında yapılan araştırmalara göre; tarım sektöründe meydana gelen kazaların içinde tarım makineleri ve traktörlerin karıştığı kazaların yüzde 75’inin insandan, yüzde 15’inin makineden ve yüzde 10’unun da çevre koşullarından kaynaklandığını göstermektedir.

Tarımda makine kullanımında ürünün verim ve kalitesindeki artışın yanı sıra üretim maliyetinin düşürmesi yönündeki çalışmaların ağırlık kazandığı ne yazık ki, makine insan ilişkilerine yeteri kadar önem verilmediği görülmektedir. Oysaki gelişen teknolojiye paralel olarak çok yönlü işlevsel özellik kazanan karmaşık yapıdaki tarım makinelerinin yapımındaki teknik önlemlerin yetersizliğinden ve çalışma sırasında insan hatalarından kaynaklanan iş kazalarının büyük bir bölümünün yaralanmalar ve yaşam kaybı ile sonuçlandığı da bilinmektedir.

Tarım sektörüne hizmet eden hepimizin ortak akıllarda buluşarak tarım makineleri ve traktörlerin kazalarında kazazedelerin yüzde 25’inin yaşamını yitirdiği gerçeğini değiştirmemiz gerektiğine inanıyorum.

AW – Yürüttüğünüz çiftçi kaza sigortaları konusunda çalışmalar; sosyal güvencesi olmamasına rağmen köyde çiftçi kaza sigortası yaptıran ve sayıları hızla artan çiftçilere ait gerçek kaza istatistiklerinin elde edilmesini sağlayacağından, bilimsel çalışmalarda önemli bir ilk adım sayılabilir mi?

TD – Bu konudaki bilimsel çalışmalar yıllardır Ziraat Fakültelerimizin Tarımsal Mekanizasyon bölümlerinde çok değerli hocalarımız tarafından ciddi araştırmalar şeklinde yürütülmektedir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü’nün stratejik planları çerçevesinde 2008 yılında gerçekleştirdiği “Tarım makineleri ile çalışmada iş güvenliği” konulu seminerin ile bu alandaki çalışmaların sistemleşmesine öncülük ettiğini söyleyebilirim. Aynı bölümde geçen yıl başlatılan bir proje ile traktörler ve tarım makinelerine ilişkin risklerin önlenmesi ve transferinde amaca uygun verilerin toplanması, analiz edilmesi ve planlanmasını sağlanacak araştırmalar başlatılmıştır. Mekanizasyona ilişkin risklerin tanınması, önlenmesi, azaltılması ve yönetilmesi konularında özellikle tarım makineleri yapımcı firmaların bilgilendirilmesi sağlanacaktır. Bu tür bilimsel çalışmalar giderek insan sağlığı, can güvenliği ve çalışma emniyeti gibi konularda toplumsal duyarlılığın ve farkındalığın yaratılmasında da öncü olacaktır.

 

 

Tanfer Dinler

“Tarıma hizmet edenlerin hizmetkarı”

Bunları da beğenebilirsin
yorum Yap