Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde tarımın ağırlığı giderek artarken, çalışmaların merkezinde sürdürülebilir üretim, iklim krizi, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma yer alıyor. Çiftçilerin yanı sıra kadınlar ve gençlere yönelik projeler de dikkat çekiyor. Türkiye’nin sosyal sorumluluk alanında uzmanlaşan ilk ajansı olduğunu belirten ARPR İletişim Danışmanlığı, 2021-2026 döneminde hayata geçirilen 1.000’in üzerindeki kurumsal sosyal sorumluluk projesini inceleyerek farklı alanlara yönelik raporlar hazırlıyor. Gençlik projelerinin ardından yayımlanan ikinci raporun odağını ise tarım oluşturuyor.

Sosyal sorumluluk projelerinin yalnızca yüzde 6’sı tarımda
ARPR’nin çalışmasına göre Türkiye’de kurumlar tarafından hayata geçirilen yaklaşık 1.000 kurumsal sosyal sorumluluk projesinin yalnızca 52’si, yani yüzde 6’sı, tarım alanına odaklanıyor. 13 farklı sektörden 42 kurumun gerçekleştirdiği tarım odaklı projelerde öncelikli hedef kitleyi çiftçiler ve üreticiler oluşturuyor. Projelerin yüzde 69,2’si bu gruba yönelik olurken, kadınlar yüzde 38,5, gençler yüzde 21,2, çocuklar yüzde 7,7 ve kamuoyu yüzde 1,9 oranında hedef gruplar arasında yer alıyor. Veriler, tarımın kurumsal sosyal sorumluluk alanında henüz sınırlı bir paya sahip olduğunu ortaya koyarken, iklim değişikliği ve gıda arz güvenliği gibi başlıkların etkisiyle bu alandaki çalışmaların önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanabileceğine işaret ediyor.
Projelerin yüzde 75’i eğitim odaklı
Tarım alanındaki sosyal sorumluluk çalışmalarında yalnızca maddi destek sağlamak yerine, üreticilerin bilgi ve becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalar öne çıkıyor.Rapora göre tarım odaklı projelerin yüzde 75’inde eğitim aracılığıyla davranış değişikliği ve kapasite gelişimi hedefleniyor. Bu yaklaşım; sürdürülebilir üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması, kaynakların daha verimli kullanılması ve üreticilerin değişen tarım koşullarına uyum sağlaması açısından önem taşıyor.
Sürdürülebilir tarım ilk sırada
Tarım odaklı sosyal sorumluluk projelerinde en geniş payı Sürdürülebilir Tarım ve Doğal Kaynakların Korunması oluşturuyor. Modern tarım uygulamalarından onarıcı tarıma, geleneksel üretim yöntemlerinden kent tarımına kadar farklı uygulamaları kapsayan bu başlık, projelerin yüzde 42,2’sini oluşturuyor.
Bunu yüzde 20,3 ile Tarım Teknolojileri ve Dijitalleşme takip ediyor. Çiftçilere yönelik hibe ve kredi destekleri yüzde 7,8, üniversite öğrencilerine yönelik mentorluk ve mesleki gelişim çalışmaları yüzde 6,3, çiftçilere yönelik finansal okuryazarlık eğitimleri ise yüzde 4,7 pay alıyor. Çocuklarda çevre bilincinin geliştirilmesi, pazara erişimin desteklenmesi ve çiftçilere yönelik sosyal destek uygulamalarını kapsayan diğer projelerin oranı ise yüzde 12,5 olarak öne çıkıyor.
Tarımda sosyal etki alanı genişliyor
Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının tarıma yönelmesinde yalnızca üretimin desteklenmesi değil, tarımın karşı karşıya olduğu küresel sorunlar da etkili oluyor. İklim krizi, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, gıda arz güvenliği ve kırsal kalkınma, şirketlerin sosyal etki projelerinde tarımı daha stratejik bir alana dönüştürüyor. Bu kapsamda yeni nesil tarım projeleri; çiftçilerin üretim kapasitesini artırmanın yanı sıra kadınların ve gençlerin tarımsal ekonomiye katılımını desteklemeyi, dijital teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmayı ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını hedefliyor.
ARPR’nin verileri ise Türkiye’de tarım odaklı sosyal sorumluluk çalışmalarının henüz toplam projelerin küçük bir bölümünü oluşturduğunu gösteriyor. Yüzde 6’lık pay, tarımda sosyal etki yaratmaya yönelik çalışmalar açısından önemli bir gelişim alanının bulunduğuna işaret ediyor.


