Tarım makineleri ihracatında büyüme öngörüyoruz

2019 yılı için, şu an yaşadığımız ekonomik krizin ne şekilde ve hangi boyutta süreceği hususu da çok önemli. Pazarın çok ciddi bir oranda daralacağı muhakkak. Genel tahminlerimiz, traktör pazarının 30-35 bin bandında olacağı şeklinde.

M. Selami İleri – TARMAKBİR Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği Genel Sekreteri

 Tarım sektörü ve Türkiye özelinde değerlendirdiğinizde 2018 yılı genel olarak nasıl geçti?

Ekonomimiz zor bir dönemde geçiyor ve ekonomimizi etkileyen olumsuz durum, doğal olarak tarımsal mekanizasyon endüstrisini de aynı şekilde etkiliyor. Yılın ilk 6 ayında nakit döngüsündeki azalma ile başlayan süreç, kurların artmasıyla birlikte yerini çok ciddi bir ekonomik durgunluğa bıraktı.

TÜİK tarafından yayınlanan son istatistiklere göre, Ekim ayında tescil edilen traktör sayısı, bir önceki yılın aynı ayına göre %52,6 seviyesinde azaldı. Yılın ilk 10 ayındaki negatif değişim %30’u buldu. Bu trende göre sektör, iç pazarı 45.000 gibi bir satış rakamıyla kapayacak. Böylece pazarda yaşanan daralma %40 seviyesine yaklaşacak. İç pazar bu şekildeyken, imalatta durum biraz daha kötü oldu. Geçtiğimiz Kasım daralma bir önceki yılın aynı ayına göre %66 oldu. Ocak-Kasım dönemindeki daralma ise %32 seviyesinde gerçekleşti. Firmaların özellikle 6. aydan itibaren üretimi yavaşlatmalarının, görece yüksek bir stok birikimine de yol açmış olabileceği tahmin ediliyor.

Durum traktörde böyleyken ekipmanda da çok farklı değil. Pulluktan balya makinasına, ekim makinasından yem römorkuna kadar katışlar dikkat çekici bir seviyede düştü. Yükselme planı yaparak kadrosunu genişleten, ek tezgâh, tesis yatırımlarına giren birçok firma, durgunluk yüzünden çok zor durumda kaldı. Özellikle banka kredisi kullanan firmalarda bu durum çok belirgin. Üretimin yavaşlaması bir yana, üretimde yaşanan daralma istihdama da yansıdı ve ne yazık ki sürece dayanamayan bazı firmalar zorunlu olarak işçi çıkarmaya başladı. Bu dönemde ne yazık ki faaliyetine ara vermek zorunda kalan firmaların yanı sıra konkordato veya iflas ilan eden sektör paydaşları da söz konusu. Sezonu borçla kapayıp, yeni sezona da borçla girmek zorunda kalan çiftçilerin yanı sıra, ekonomik belirsizlikten ötürü makine yatırımı yapma kararını erteleyen çiftçiler ve işletmeler, pazarın dikkat çekici seviyelerde daralmasına sebep oluyor. Gübre satışlarının dikkat çekici seviyede azalması önemli çünkü gübre alamayan çiftçilerin mekanizasyon için harcama yapmasını beklemek büyük bir iyimserlik gibi görünüyor.

Kasım ayı başı itibariyle otomotiv, mobilya, beyaz eşya, inşaat gibi sektörler için yılsonuna kadar getirilen vergi avantajları, bu sektörler ve doğal olarak ülke ekonomisi için bir nefes olacak. Her ne kadar azalan vergi oranları nedeniyle devletin vergi kaybı yaşayacağı bazı kesimler tarafından vurgulansa da, satışların artması ile bu açığın çok rahat kapanacağını, hatta daha fazla vergi gelirine ulaşılacağını düşünüyorum. İnsanların yeniden para harcaması ile birlikte resesyon süreci de en azından bazı sektörler için daha az rahatsız edici olacaktır. Bununla birlikte, bu sektörleri hedef alan vergi avantajlarının, farklı kurgularla, farklı modellerle tarım sektörü için de verilmesini çok elzem görüyorum. Aksi halde tarımsal üretimin azalması hususu kayda değer bir ihtimal dâhilindedir. Bu da enflasyonu arttıracak bir olumsuzluktur. Enflasyonun artması, azalması ihtimali bir yana, konu, gıda güvenliğimiz ile ilgili olduğu için hayati bir öneme sahiptir. Dünyanın en büyük buğday üreticisi ve ihracatçısı konumunda olan Rusya, bu yıl kuraklık sonucu üretimin azalması ve fiyatların iç piyasada yükselmesi nedeniyle ihracatı tamamen durdurmanın hesaplarını yapmaktadır. Rusya örneğinden hareket edersek, ülkelerin kritik tarımsal ürünlerin temininde risk altında olduğu hususu yadsınmaz bir vakadır. Bu yüzden ivedi olarak tarıma daha fazla destek sunulması gerekmektedir.

İç pazarda yaşanılan bu olumsuz duruma şimdilik tek teselli, ihracat kapsamında olmuştur. Kasım ayı itibariyle sektör ihracatımız 2017 yılı seviyesine göre yaklaşık %26 artmış ve 756 Milyon USD’a ulaşmıştır. Bu aynı zamanda tüm zamanların rekorudur. Bu gelişmede ise ekipman ihracatı başrol oynamıştır. Tahminler, yılsonunda 800 milyon USD barajının aşılacağı yönündedir. Traktör aksam ve parça ihracatı ile birlikte toplam ihracatın 1 milyar dolara yaklaşması beklenmektedir.

Bu yıl içerisinde birliğiniz bünyesinde yaptığınız çalışmalar ve genel olarak faaliyetler nelerdir?

Birliğimiz, paydaşı olduğu Tarımsal Mekanizasyon Kurulu, Makine Teknik Komitesi, TOBB Makine Sektör Meclisi gibi organizasyonlardaki faaliyetlerinin yanı sıra, DEİK- Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ve MAKFED- Makine İmalat Sanayi Dernekleri Federasyonu’nda da sektörümüzün gelişimi adına yürüttüğü çalışmalarına 2018 yılında da devam etmiştir. Bu kapsamda Üyesi olduğumuz bu organizasyonlar tarafından düzenlenen toplantılara katılım ve katkı sağlanmış, sektörün talepleri dile getirilmiştir.

Bu çalışmaların yanı sıra, 2018 yılında paydaşı olduğumuz veya düzenlediğimiz 100’e yakın toplantı ve etkinlik arasında yer alan bazıları şu şekildedir;

  • Biçerdöver Çalıştayı
  • Hassas Tarım Çalıştayı
  • Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi
  • TOBB Makine Sektör Meclisi
  • Türkiye Makine Sanayi Zirvesi
  • TAGEM Proje Değerlendirme Toplantısı
  • TSE Tarım Makinaları Ayna Komitesi Toplantısı
  • TSE Kara Araçları Test Merkezi Projesi Danışma Kurulu Toplantıları
  • Endüstri 4.0 Zirvesi
  • Tarımda Çalışanlar İçin Mesleki Yeterlilik Belgesi Çalışma Toplantıları
  • Tarımsal Sulama Zirvesi
  • Tarımda Çalışanlar İçin İş Güvenliği Çalıştayı

Birliğimiz tarafından 2018 yılında gerçekleştirilen faaliyetlerimizden bazıları ise uluslararası çapta olmuştur. Bu faaliyetler kapsamında 2013 yılında başlattığımız yurt dışı teknik gezilerine bu yıl Fransa ile devam edilmiştir. Fransa teknik gezimizde Massey Ferguson, Kuhn, Claas, Sulky ve Poclain firmalarının toplam 7 yerdeki üretim tesisi ile Cuma (Tarım Ekipmanları Kullanım Kooperatifi) ve Terrena (Tarım Gıda Kooperatifi) kurumları ziyaret edilmiştir.

Bu gezilerin katılımcılara kattığı vizyon bir yana, yapılan incelemeler, hem fabrika organizasyonun, hem üretim de teknolojilerinin (hammadde depolama, talaşlı/talaşsız parça imalatı, kaynak, boyama, grup/ana montaj vs) yerinde görülmesi ve değerlendirilmesi açısından oldukça faydalı olmuştur. Fabrikaların yanı sıra, ziyaret edilen Terrena ve Cuma isimli kooperatifler, hem gıda/tarımda kooperatifleşme konusunda, hem de ortak makine kullanımı konusunda katılımcılar için ilginç birer deneyim olmuştur. Bu geziler ayrıca sosyal anlamda sektörün kaynaşmasına, yakınlaşmasına, yeni işbirliklerinin doğmasına da neden olmuştur.

Yine uluslararası faaliyetlerimiz kapsamında, üyesi olduğumuz çatı örgütlerin etkinlik ve toplantılarına bu dönemde de katılım sağlanmıştır. Kurucu üyesi olduğumuz Agrievolution Tarım Makineleri İmalatçı Birlikleri Küresel İttifakı, Mayıs ayında Tokyo’da ve Kasım ayında Bologna’da biz dizi toplantı gerçekleştirmiştir. Yine, farklı dönemlerde etkinlikler düzenleyen bir diğer çatı örgüt, Asya ve Pasifik Tarım Makinaları Birlikleri Bölge Konseyi- ReCAMA olmuştur. ReCAMA’nın Ağustos ayında Bangkok’da düzenlediği yıllık toplantısını, Ekim ayında Çin’in farklı bölgelerinde düzenlediği eğitim, fabrika gezileri ve fuar ziyareti takip etmiştir. Üyesi olduğumuz bir diğer çatı örgüt, CEMA Avrupa Tarım Makinaları Birliği’nin Kasım ayında Bologna’da düzenlediği Yönetim Kurulu ve Genel Kurul toplantılarında da Birliğimiz temsil edilmiş olup, CEMA ve Agrievolution’un bu son toplantıları Bologna’da düzenlenen EIMA fuarı ile eş zamanlı yapılmıştır. EIMA fuarı aynı zamanda, TARMAKBİR’in 2018 yılında katılımcı olarak yer aldığı tek dış sektörel fuar olmuştur.

Uluslararası çaptaki bir diğer faaliyetimiz Tarım İş Forumları kapsamında olmuştur. Tarım sektöründe faaliyet gösteren firma temsilcilerine karşılıklı diyalog kurma imkânı sağlayan ‘Tarım İş Forumları’ etkinlikleri 2016 yılında, Tarım ve Orman Bakanlığı organizasyonunda başlatılmış olup bu kapsamda 2017 yılında Türkiye’de düzenlenen Afrika, Çekya ve Rusya forumları ile 2017 ve 2018 yılında Azerbaycan’da düzenlenen tarım iş forumlarına iştirak edilmiştir.

Bu dönem gerçekleştirmeye devam ettiğimiz önemli bir diğer etkinlik ise Ur-Ge Projesi olmuştur. 2015 yılında başlayan ve 2018 Aralık ayında sona erecek, Ticaret Bakanlığı destekli bu projede 21 Üyemiz yer almaktadır. Firmaların kurumsal, üretim ve ihracat altyapılarını kuvvetlendirmek ve yurt dışı pazarlarda sürdürülebilir olarak ihracat gerçekleştirebilmelerini sağlamayı amaçlayan projemizde ihtiyaç analizi, eğitim ve danışmanlık hizmet alımlarının yanı sıra fuar katılımları da gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda 2016 yılında İran Agropars, Cezayir Sima Sipsa ve 2017 yılında Kazakistan AgriTek fuarlarında yer alınmıştır. Fuar katılımlarının yanı sıra 2017 yılında Fas ve Ukrayna’ya, 2018 yılında Güney Afrika, Romanya ve Moldova’ya ticaret heyeti programları da düzenlenmiştir. Ur-Ge Projemizde bugüne kadar Üyelerimize devletten sağlamış olduğumuz destek miktarı yaklaşık 2 milyon liraya ulaşmıştır. Projenin başarısı, 2. Ur-Ge Projemizin başlamasına vesile olmuştur. 19 firmayla 2018 yılı Haziran ayında başvuru kabul edilen Projenin İhtiyaç Analizi Raporu, 2018 yılı Aralık ayında Bakanlığa teslim edilmiştir.

2009-2010 yılları arasında düzenlenen “Leonardo da Vinci Yenilik Transferi Projesi” kapsamında proje ortağı olduğumuz “Kırsal Alanda Çalışanlar İçin Daha Güvenli Tarım” projesinin ardından, ortağı olduğumuz bir diğer projenin faaliyetleri 2018 yılında başlamıştır. “Erasmus+ Programı Mesleki Eğitim Stratejik Ortaklıklar Faaliyeti” kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü liderliğinde yürütülen “ProtectLife – Bitki Koruma Ürünleri ile Oluşan Noktasal Kaynaklı Su Kirliliğinin Önlenmesi İçin Ziraat Mühendislerinin Mesleki Yeterliliklerinin Geliştirilmesi” isimli proje kapsamdaki çalışmalarımız 2019 yılında da artarak devam edecektir.

Fon destekli projeler kapsamındaki bir diğer ortaklığımız ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı “Rekabetçi Sektörler Programı” kapsamında olmuştur. KTO Karatay Üniversitesi’nin, “Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Prototipleme Merkezi Projesi” isimli projesinde ortak olarak yer alan TARMAKBİR, bu etkinlik kapsamındaki çalışmalarına 2019 yılında başlayacaktır.

Tabii ki uluslararası faaliyetlerimiz bunlarla da sınırlı kalmamıştır. Dış fuar katılımlarından, alım heyetleri organizasyonlarına, uluslararası temsiliyetimiz gereği icabet ettiğimiz toplantılardan, tarım iş forumlarına kadar neredeyse 365 güne yayılan yoğun bir mesaimiz söz konusudur.

 Üyelerimizin yanı sıra aralarında çeşitli kamu kurumları ve üniversitelerin de bulunduğu yaklaşık 500 adrese, mevzuat, istatistik, toplantı, fuar, sektörel haber, iç ve dış talepler gibi konulardaki elektronik posta yoluyla yapılan bilgilendirme hizmetine bu dönemde de devam edilmiş olup bu kapsamda sadece 2018 yılında 260 e-posta duyurusu gönderilmiştir.

Genel olarak 2019 yılından beklentiniz nasıl? Bu yıl için hedefleriniz ve genel stratejileriniz neler olacak?

Bu dönemde genel stratejimiz, mevcudu koruyarak bu dönemi hasarsız atlatma üzerine olacak. 2019 Nisan-Mayıs döneminde teknik gezilerimize Polonya ile devam etme niyetimiz var. Yine bu dönemde 2. Ur-Ge Projemiz kapsamında faaliyetlere başlayacağız. Bir diğer önceliğimiz ise devlet desteklerini maksimum düzeyde kullanmak ve bu kapsamda alım heyetleri düzenlemek. Bu öncelikli hedeflerimizin yanı sıra tüm mutad proje ve etkinliklerimize 2019 yılında da devam etmeyi planlıyoruz.

Sektörel olarak baktığınızda bu yıl bizi nasıl gelişmeler bekliyor?

Genel kabul gördüğü üzere, iç piyasa, büyük ölçüde çiftçi gelirine yani piyasa fiyatlarına, zirai kredilere, devlet desteklerine ve iklimsel şartlara bağlıdır ama buna şimdi bir de ekonomik durgunluk konusu eklendi. Bu olumsuz ortam ne zaman sona erer, açıkçası bu konuda kimse net bir şey söyleyemiyor. Diğer yandan gübre, akaryakıt, tohum gibi girdi fiyatları ile ürün fiyatlarının dengesi her zamanki gibi çiftçi gelirlerindeki belirleyici etmen olacak. Buna göre 2019 için pazar büyüklüğünü belirleyecek en önemli bileşenler çiftçi gelirleri, devlet desteklerinin çeşitliliği, formatı ve bütçesi ile genel ekonomik durum olacak. Tabii bu belirtilenler normal bir dönem için geçerliliği söz konusu. 2019 yılı için, şu an yaşadığımız ekonomik krizin ne şekilde ve hangi boyutta süreceği hususu da çok önemli. Pazarın çok ciddi bir oranda daralacağı muhakkak. Genel tahminlerimiz, traktör pazarının 30-35 bin bandında olacağı şeklinde. Ekipman pazarı ise çok daha büyük bir muamma çünkü ekipman satışları büyük ölçüde peşin satışlarla veya bayi/firma finansmanı ile vadeli bir biçimde gerçekleşiyor. Şu an için de veriler, talep noktasında büyük bir sıkıntı olduğu yönündedir.  İhracatta ise tam aksine yine büyüme öngörüyoruz.