Milli Tarım Projesi’nin neresindeyiz?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, tarımda verimliliği arttırmak amacıyla geliştirilip 2017’de uygulamaya sokulan Milli Tarım Projesi, Türkiye çapında 2017-2018 yıllarında üreticinin neyi, ne zaman, nasıl ekeceğini ve ne kazanacağını da bilen bir noktaya gelmiş olması için yaygın eğitim faaliyetleri içeriyor.

Geniş tarım alanlarına sahip olan Türkiye’de tarım ve hayvancılık büyük bir gelir kapısı. İklim koşulları ve bitki örtüsü düşünüldüğünde verimli topraklara sahip olan Türkiye’de gelişen teknoloji sayesinde her gün modern tarım yöntemlerini uygulamak için yeni adımlar atılıyor.

Tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’de köklü değişimlere neden olması amacıyla atılan adımlardan biri olan Milli Tarım Projesi, çiftçilere ve üreticilere çeşitli eğitimler vermeyi hedefliyor. Projenin temel amaçları arasında verimi artırarak daha planlı ekim alanları oluşturmak ve çiftçileri doğru ürünü, doğru yerde yetiştirmek için teşvik etmek bulunuyor.

İthalata dayalı bir hayvancılık anlayışını kaldırmak ve damızlık çiftlikleri kurmak, çiftçi ve üreticiye maddi destekler sağlayarak yükünü hafifletmek, hayvanların taşınırken dinlenmesi için 4 yerde kontrol noktaları kurmak, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermek, hayvanları hastalıklardan korumak ve üretim maliyetlerini düşürmek projenin diğer hedefleri arasında. Projeyle yerli hayvan değerini arttırarak tedbirler almak ve böylece sürekli ithal etmekten kurtulmak amaçlanıyor. Ayrıca ekilen ve biçilen alanlarda yetiştirilen ürünün karşılığını görmek için bilimsel araştırmalar sonucu belirlenen ürünlere destekler sağlanıyor. Maliyetleri düşürerek çiftçi ve üreticiye yardımcı olmak hedefleniyor. Tarımsal varlığı 140-150 milyar dolar yapmayı hedefleyen sistem, dış ticaret açığını büyük oranda azaltmayı amaçlıyor. Bu bahsi geçen teşvik ve tedbirlerin 2017 ürünlerinde geçerli olacak yani 2017’de ekilecek 2018’de hasat alınacak.

2016’nın ekim ayında Milli Tarım Projesi’ni açıklayan Başbakan Binali Yıldırım, tarımda havza bazlı üretime destek verileceğini söyleyerek projenin önemine değindi. Desteklerin belirlenmesi için Türkiye’deki tarım yapılan iller ve ilçelerin tek tek masaya yatırıldığını ve bu yolla 941 havza ortaya çıkarıldığını söyleyen Yıldırım, proje kapsamında bu havzalarda, en iyi yetişecek ürünlerin belirlenirken ne kadar suya ihtiyaç olacağının da hesaplanacağını söyledi. “Tarım Bakanlığı19 tane ürün tespit edildikten sonra bu ürünlerin hangi havzalarda daha iyi ve az maliyete yetiştiğine göre havza destekleri oluşturdu. Bundan böyle herkes kafasına göre değil havzasına göre ekim yapacak. Artık ürünleri havzalara uygun yerlerde yetiştirip daha çok verim alacağız.”

Buğday ve yem bitkisine tam destek

Tarımda havza bazlı üretime destek vermenin amacı, her ürünü her yerde değil, bilimsel olarak tespit edilen havzalarda yetiştirilmesini teşvik etmek. Örneğin, eski sistemde Adana’nın Ceyhan ilçesinde kuru fasulye, nohut, çavdar gibi 14 tane ürün destekleniyordu. Proje kapsamında yapılan araştırmalar bu ürünlere olan desteğin boşa gittiğini ve çiftçinin karşılığını alamadığını ortaya koydu. Yeni sistemde ise mısır, buğday gibi temel ürünler başta olmak üzere 7 tane ürün desteklenecek.  Buğday ve yem bitkisi Türkiye’nin hangi köşesinde ekilirse ekilsin desteklenecek. 941 havzanın her tarafında desteklenecek olan yem bitkileri her yerde hayvancılığın var olması ve yem bitkisine duyulan ihtiyaçtan dolayı tercih sebebi.

Piyasadaki dalgalanmaları, değişimleri engellemek ve piyasa düzenini sağlamak için Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) yararlanılan projede, üretim fazlalığının önüne geçilmek isteniyor. TMO’nun yaptığı çalışmalara göre arz açığı dikkate alındığında mağduriyet yaşandığı gözlemlendi. Projenin hazırlanmasında inip çıkmalardan para kazanılmasının değil, istikrarlı, düzenli ve yapılan işin karşılığının alınacağı bir sistem kurulması hedefleniyor.

Sadece ekim ve hasat zamanı destek verilecek

Proje uygulandığında çiftçilerin planlı ve doğru ekim yapmasıyla piyasadaki fiyat dalgalanmaları asgariye düşecek ve emeğinin karşılığını alarak fiyat istikrarı sağlanmış olacak. Örneğin buğdayın kar etmediği ve arpanın rağbet gördüğü bir yılın sonunda, herkesin arpaya yönelmesi engellenecek. Bu yolla fiyatların dibe vurmasının önüne geçilecek.

Destekleme başvurularının basitleştirilmesini hedefleyen projede, çiftçiler ilk 1 yıl içerisinde tek bir başvuru yapabilecek. Eski sistemde 12 ay boyunca parça parça destek verildiği fakat bunun çiftçiyi memnun etmediği ve işe yaramadığı tespit edildi. Yeni sisteme göre insanların aldığı desteğin bir anlam ifade etmesi için yılda 2 sefere düşürülerek fiyat artırıldı. İlk destek nisan-mayıs aylarında, ikinci destekse eylül-ekim aylarında veriliyor ve onun dışında bir destek sağlanmıyor. Projede desteklerin verilme tarihlerinin belirlenmesinde ekim zamanı ve hasat zamanı dikkate alındı.

 

Kullanılmayan tarım alanlarınınsa başka amaçlarla kullanılması doğru bulunmayarak bunların değerlendirilmesi de projenin diğer bir ayağı. Proje ile şehirlerin daha dağlık kısımda, tarla olmayan, sağlam kayalıklarda gelişecekken ovalıklarda büyümesinin yanlış olduğu vurgulanarak bunun önüne geçilmesi hedefleniyor. Bunun için toprakların erozyon ve bilinçsiz kullanımdan önlemek için 184 ovanın sit alanı ilan edilecek.

Devamı Temmuz-Ağustos 2017 sayımızda…