Makrobat’ın Üreticisi Vimak, bir Ar-Ge şirketi

“Makrobat, bizim alanında geliştirdiğimiz en önemli projemiz. Arazide çalışan özellikle traktörler başta olmak üzere, sivil savunma araçları, cankurtaranlar, itfaiye araçları, askeri araçlar gibi birçok farklı araç tiplerinde kullanılabilecek veya uygulanabilecek sistemin adıdır.” - Halit Yazıcı

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1977 Samsun Canik doğumluyum. Vimak şirketinin sahibiyim. Asıl mesleğim elektrik teknikerliği. Fakat teknik liseden mezun olduktan sonra elektrik mesleği yanında makineler üzerine hep çalıştım. Patentli bir projemin yanında başvuru aşamasında olan dokuz tane daha birbirinden farklı projelerim var. Ayrıca yayınlanmış “Doğmadan Ölenler” isimli bir de kitabım var.

Vimak’ın kuruluşundan ve genel olarak faaliyetlerinden bahseder misiniz?

Vimaksan şirketimizin ismi. Biz bir Ar-Ge firmasıyız. Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark içerisinde kurulmuş ve Ar-Ge faaliyetlerini orada yürüten makine, otomotiv, tarım gibi çok geniş bir yelpazesi olan bir firmayız.

Vimak olarak ürettiğiniz Makrobat’tan bahseder misiniz? Bu ürünün genel özellikleri ve teknolojisi nedir?

Makrobat, bizim alanında geliştirdiğimiz en önemli projemiz. Arazide çalışan özellikle traktörler başta olmak üzere, sivil savunma araçları, cankurtaranlar, itfaiye araçları, askeri araçlar gibi birçok farklı araç tiplerinde kullanılabilecek veya uygulanabilecek sistemin adıdır. Sistem genel olarak araçların zemine tutunma noktalarını belli bir denge gözeterek değiştirebilen ve bu sayede gerek çekiş gerekse manevra kabiliyetini artıran bir sistemdir. Bizim şu ana kadar tespit edebildiğimiz 30’a yakın çok önemli özelliği var. Bunların bazıları, eğer aracınızda Makrobat sistem varsa fazladan bir çekere daha sahipsiniz. Bu ise sizin araca çok daha fazla hâkim olmanızı sağlıyor. Bilenler çok iyi bilir ki, traktörlerin arkasında bir yük varken aslında ön çeker çok anlam ifade etmez. Çünkü zemine tutunması çok zordur. Bunu sağlamak için ya öne yüzlerce kilo ağırlık bağlayacaksınız ya da sadece tek çeker ilerleyeceksiniz ki yine de tam anlamı ile bir direksiyon hâkimiyeti sağlayamazsınız. İşte bu sistem size kullandığınız araca tam anlamı ile bir hâkimiyet sağlıyor. Patinajı neredeyse ortadan kaldırıp size yakıt tasarrufu sağlıyor. Lastik aşınmalarınızı azaltıyor. Yüksüz ilerliyorsanız konforlu bir sürüş sağlıyor. Bunun gibi onlarca sebep sayılabilir. Kendi boyunun yarısı kadar engelleri aşabilir, yine aynı boyutta çukurlara düşmeden geçebilir. %10 ile 12 arasında yakıt tasarrufu sağlar. Geri takla atma şansınız hiç yoktur. Dik bir rampada bir dönebilir, rampaya yatay ilerleyebilirsiniz. Bunlar kısaca bazı özellikleri.

Makrobat sadece tarım alanında kullanılmıyor. Başka hangi alanlarda bu ürünü kullanma şansı bulunuyor?

Hayır. Sadece tarım alanında kullanılacak olan bir proje değil. Biz başlangıç olarak tarım sektörünü seçtik. Bunun birkaç sebebi var. En önemlisi şu anda en çok bu ürüne bu sektörün ihtiyacı var. Ürün sektörün baş aktörü olan traktörlere çok önemli avantajlar sağlıyor. Bu avantajlar arasında yakıt tasarrufundan tutunda, lastik aşınmalarının azalmasına kadar, 6×6 gibi bir çekişe sahip olmanın yanı sıra, çok daha fazla zemine sağlam tutunabilmeye, engelleri ya da çukurları çok kolayca aşabilmeye kadar onlarca elzem özelliği sunmaktadır. Bu özellikler sadece tarım sektöründe çalışan makinelerin ihtiyaç duyabileceği özellikler değil elbette. Sivil savunma araçları, cankurtaranlar askeri araçlar, yangınla mücadele araçları gibi birçok alanda çok rahatlıkla kullanılabilecek bir sistemdir.

 

Ürünleriniz tasarım ve Ar-Ge süreçlerinden genel olarak bahseder misiniz? Nasıl bir süreç izliyorsunuz? Önce ihtiyacı belirliyoruz. Sonra eski-yeni kıyasını yapıyoruz. Yani ortaya çıkaracağımız ürün eskiye göre ne kadar avantajlı bunu tespit ediyoruz. Daha sonra gerekli projeleri hazırlayıp hemen ilk örnek (prototip) üretimine geçiyoruz. Bu ilk örnek ile de saha denemelerini yapıyoruz.

 Bugüne gelene kadar yaşadığınız zorluklardan kısaca bahseder misiniz?

Ar-Ge zor bir süreçtir. Yeni bir şeyler ortaya çıkarmak başlı başına bir mücadele ve azim gerektirir. Bunun için de biz gece gündüz demeden bir mücadele verdik. Makrobat bu hale gelene kadar sayısız denemeler yaptık. Birçok kazalar atlattık. Çok şükür kimseye bir şey olmadı fakat maddi kayıplarımız çok oldu. Yine bu süreçte elimizde tescil belgesi olmasına rağmen çok büyük bir market zinciri kuruluşu sürekli elimizdeki markayı almak için uğraştı. Bütün itirazları kurum tarafından reddedilince bu sefer bize karşı dava açtı. Yine ismini vermek istemiyorum ama uzak doğu menşeli çok bilindik bir marka, ürünümüze talip oldu. Prensipte üretim yerinin Türkiye’de olması şartı ile anlaştık. Fakat sözleşme yapacağımız günden birkaç gün önce on yıldır çalıştığım işyerime gittiğimde beni içeri almadılar. Neler olduğunu anlayamadan zorla girmeyi başardım. Fakat içeride tam anlamı ile bir facia ile karşılaştım. Çalışma masamın çekmecelerinin kırılarak açıldığını, bilgisayarlarımın kaldırılıp yok edildiğini, çalışma atölyemin duvarlarına varıncaya kadar kırılarak en küçük bir zerresinin ortada bırakılmadan ortadan kaldırıldığını gördüm. Makrobat ile ilgili on yıllık emekler, projeler, hesaplar hepsi bir gecede yok edildi. Ürün ile ilgili aldığımız belgelerin asıllarına varıncaya kadar hepsi en küçük bir şey bırakılmadan yok edildi. Ve maalesef ki talipli firmaya verebileceğimiz hiçbir şey, gösterebileceğimiz hiçbir belge, kayıt, çizim, hesap, proje kalmadığı için şu anda bizim bir fabrikamız olamadı. Amaç ne idi hedef ne idi anlamadım, anlayamadım. Kulaklarımda ve aklımda kalan tek şey sadece, alt seviye müdürlerin söylediği tek cümle “Talimat böyle hiçbir şey yapamazsın!” sözünden başka bir şey değildi. Fakat bütün bu olanlar bizi yıldırdı mı, elbette hayır. İlk evvela bütün bunlarla ilgili yasal süreçleri başlattık bir sürü dava açtık. Hepsi devam ediyor. Sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Teknoparkı bize kapılarını açtı. Çok şükür ürüne son halini burada verip fuarlara ve pazara hazır hale getirdik. Her zaman dediğim bir şeyi yine söylemek istiyorum. “Asla vazgeçme. Vazgeçen kaybeder!”

 Satış ve pazarlama alanında yaptığınız çalışmalar nelerdir? Bu alanda uyguladığınız stratejilerden genel olarak bahseder misiniz?  Biz ilk önce araya hiçbir aracı koymadan direkt olarak kullanıcının kendisine ulaşmayı hedefliyoruz. Böylece geri dönüş bilgilerini çok daha hızlı alabileceğiz. Böylece kullanıcının neyi talep edip etmediğini, varsa yaşadığı sıkıntıları çok daha hızlı görebileceğiz. Ayrıca bizim önemli bir özelliğimiz var. Bu da yaptığımız ürünün dünyada bir benzerinin olmaması ve buna dayalı olarak bir rakibimizin bulunmayışı. Ürünümüz aynı zamanda patentli bir ürün. Bütün bunlar yerine göre avantaj yerine göre de dezavantajdır. Öyle ki, dünyanın en iyi ürününü de yapmış olsanız bunu iyice anlatmazsanız sonuç bir fiyasko olabilir. Çünkü insanlar yapmış olduğunuz ürünün benzerini daha önce görmedikleri için temkinli yaklaşabilirler. Her durumda hiç yapılmayanı yapmak ve rakipsiz olmak çok büyük bir avantaj olsa da biz, özellikle görsel ve işitsel reklama çok önem veriyoruz. Ayrıca yurt içi ve dışı fuarları da yakından takip edip onlara katılım sağlıyoruz.

Makrobat özelinde baktığımızda yurt dışı tanıtım, satış ve pazarlama çalışmaları için nasıl bir yol izleyeceksiniz?

Daha öncede belirttiğim gibi görsel ve işitsel reklamlar ve fuarlar en büyük tanıtım alanımız. Bunun yanı sıra kullanıcılara direkt ulaşmakta var tabi.

 

2020 yılı için genel hedefleriniz nelerdir? Hedefleriniz ve çalışma

planlarınızdan bahseder misiniz?

Şirketimiz, 2019 başlı ile 2023 sonu arasındaki 5 yıllık planında 2019 yılını geride bırakıyoruz. Bu bizim diriliş yılımızdı. Bu yılda ortaya ürünü çıkardık yani ürün pazar ve piyasa için doğdu. 2020 yılı ise atılım yılımız olacak. Yani ürün çeşitliliğini artırıp %5 ile 7 arasında kullanıcıya ulaşmayı planlıyoruz bu ise sayı olarak 10 bin ile 12 bin arası tahmini bir rakama tekabül ediyor. Diğer yıllar ise bu atılım devam edecek. Eğer Allah nasip eder de planlarımızda bir şaşma olmaz ise 2023 yılında şirketimiz dünya çapında büyümüş ve biz de ilk 100 büyükler arasına girmiş olacağız. Bu ise tamamen ürünün kullanıcı tarafından sahiplenmesi ile olacaktır.